Cuma , Eylül 22 2017
tren
Anasayfa / FRAUD / Pos Tefeciliği ve Fiktif İşlemler

Pos Tefeciliği ve Fiktif İşlemler

fiktif

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermeye tefecilik deniyor.  Pos tefeciliği tanımını yapmak gerekirse, herhangi bir mal teslimi veya hizmet sunulmadan işyeri tarafından posun amaç dışı kullanılarak haksız kazanç elde edilmesidir. Pos tefeciliği günümüzde  genel olarak kredi kartından çekim yapılması karşılığında nakit para alınması veya kredi kartı borçlarının ödetilmesi şekilde 2 ayrı yöntemle yapılmaktadır.

  1. Nakit para alınmasında paraya ihtiyacı olan kişi aralarında mal alışverişi olmaksızın pos cihazından kredi kartıyla çekim yaptırıp karşılığında komisyon tutarını düşüp nakit para almaktadır.
  2. Kredi kartı borçlarının ödenmesi karşılığında ödenen tutara bir miktar komisyon da ekleyerek yine aralarında mal alışverişi olmaksızın pos cihazından kredi kartına çekim yapılması suretiyle gerçekleştirilmektedir.

Ülkemizde Pos tefeciliği en fazla kuyumculuk sektörü ve kontör bayilerinde görülmektedir.  Gerçekte altın ve köntör satışı olmadığı için, satılmış gibi gösterilen fatura sahte belge olarak kabul ediliyor ve pos sahibi için hem para cezası hem de  hapis cezası olarak yaptırımları mevcut.  5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 36. maddesinde üye işyerleri ile yapılan sözleşmelerin tamamında da POS makinelerinden herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın işlem yapılamayacağı açıkça belirtilmektedir.

Tefecilik ülkemizde zaten hep vardı, ancak pos tefeciliği özellikle 2013 yılından sonra büyük bir artış gösterdi. BDDK tarafından 2013 yılında başlayan kredi kartlarına ve bireysel ihtiyaç kredilerine yönelik düzenlemeler, pos tefeciliğine kaymalara neden oldu. BDDK tarafından yapılan bu düzenlemeler başta hane halkı borçluluğunun azaltılması, tasarrufların artırılması ve cari açığı artıran üretken olmayan harcamaların kısıtlanmasını amaçlamıştı. Bu düzenlemeler ile önce kredi kartı limitleri için sınırlama getirildi, daha sonra nakit çekim ile ilgili sınırlama ve asgari ödeme oranlarının artırılması derken sonrada kredi kartı taksitlendirilmesine sınır geldi.

Birden fazla kredi kartı sahibi olma eğilimi mevcut , gelir seviyesinin çok üstünde limitler ile kredi kartlarına sahip, borcu borçla kapatmaya alışkın, kredi kartları ile gelirinin çok üstünde harcama yapan ve kredi kartını bir ödeme aracı değil kredi aracı olarak kullanan bir topluma bu düzenlemeler ağır geldi. Bunun sonucu olarak büyüklerimizin söylediği gibi demokraside çareler tükenmedi ve yeni çare pos tefeciliği oldu. Hem işyerleri hem kart sahipleri pos tefeciliği veya halk dilinde kart kırdırmayı bir düzene oturtmuşken, bir de bu işin sahtekarlığını yapanlar çıktı.

Bu işin sahtekarlığı kısaca şöyle; karthamili ve işyeri kendi aralarında anlaşır. İşyeri posundan anlaşmalı karthamili kartlarını çeker.  Ve aralarında sahte bir hizmet,ürün sözleşmesi yapılır, hizmetin/ürünün ileri tarihli verileceği beyan edilir. Daha sonra işyeri posunu kullandığı bankasından işlemlerin parasını alır ve ortadan kaybolur. Daha sonra anlaşmalı kart sahipleri hizmet/ürün alınamadı diye bankalarına harcama itirazında bulunur. Chargeback sürecinin finansal sorumluluğu pos bankasına kalır. İşyeri de ortada olmadığı için zarar bankaya kalır.

Bu sahtekarlık aldı başını gitti ve bankalar ciddi zararlara uğramaya başladı. Ve Türkiye Bankalar Birliği bu olaya el koydu. Önce bu tip sahtekarlık işlemlerine bir isim ve tanım bulundu. Dendi ki ; Pos cihazları,banka kartları veya kredi kartlarının amaç dışı kullanılması suretiyle yapılan muvazaalı işlemlere fiktif işlem denir. İsim tamam hem de en cafcaflısından, geriye bir tek  hangi durumda işyerinin fiktif işlem gerçekleştirmiş sayılacağı konusu kaldı. O da şöyle karara bağlandı;

  • Kesinleşmiş bir yargı kararı varsa;
  • Kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilmiş bir idari kararı varsa;
  • Fiktif İşlem Değerlendirme Komitesi kararı varsa

işyeri fiktif işlem yapmış olarak kabul edilir.

Peki fiktif işlem yaptığı tespit edilen işyerine ne ceza verilir diye merak eden varsa ;

  • İşyerine ait bütün pos terminalleri işleme kapatılır.
  • İşyeriyle bir yıl süre ile bankalar anlaşma yapamaz ve pos tahsis edemezler.
  • Beş yıl içinde aynı eylemin tekrarı halinde üç yıl olarak cezai süre uygulanır.

Türkiye Bankalar Birliği, bu konu ile ilgili mesleki tanzim kararında, kendisine tanzim edilmiş fiziki pos ve sanal pos’ları bayi alt-bayi ilişkisi ile kullandıran işyerleri içinde bir düzenlemesi var. Bu düzenleme ile alt işyerlerinin ayrıştırılması amaçlanıyor. 01.01.2016 tarihinde yürürlüğe girdi, sigortacılık,hava taşımacılığı ve seyahat acenteleri için ise 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girecek.

Fiktif işlemin tanımı öyle geniş yapılmış ki, hangi açıdan baktığınıza bağlı tabi, bankalar işyeri ve karthamilleri ile yaşadıkları çoğu problemli işlemleri fiktif işlem tanımının içine sokup, komiteye başvuru yapabilirler. Bu komitenin oluşumu, çalışma esas ve usulleri başlı başına bir yazı konusu, en yakın zamanda fırsat bulduğumda bunu da yazarım.

Aslında fiktif işlemler tek başına bir kitap konusu ama benim en çok kafama takılan, fiktif işlemler konusunu bankalar daha çözemezken, 6493 sayılı kanundan yararlanan kuruluşlar bu konuda gerçekten bilgi sahibi mi ?  Sanal pos kullandırdıkları firmaların, posu amaç dışı kullanıp kullanmadıklarını hangi kural setleri ile takip etmeleri gerektiğini ve fiktif kullanım tespitini nasıl yapacaklarını biliyorlar mı ? Bu konuda benim görüşüm,  yakın zamanda bazı Fintech’lerin sektörde Fiktiftech olarak anılabileceği yolunda. Yaşayıp göreceğiz.

Hakkında ibrahim kudret elçiboğa

With over 12 years of experience in banking, chargeback management and fraud detection and prevention. I have a long track record of successfully investigating chargeback trends, implementing effective anti fraud programs and developing new models to answer fraud departments need. I joined Atlasglobal in 2014 and currently serve as Fraud and Chargeback Manager.

Check Also

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Kişisel verilerin Korunması Kanunu 24 Mart 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul …